Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Zafer Partisi iktidarında kadınlar savunmasız hissetmeyecek”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Kadın, Çocuk ve Aile Başkanlığı tarafından Denizli’de düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programında kadınlara seslendi. Göç politikalarından kadın güvenliğine, uyuşturucuyla mücadeleden ekonomik krize, doğum izninden kadına yönelik şiddete kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Özdağ, “Halk açlıkla boğuşurken bunlar ise Türkiye'nin zenginliklerini soyuyorlar.” dedi. Özdağ, partisinin iktidarında kadınların güvenliğini artıracak hukuki düzenlemeler yapılacağını, annelere iki yıl doğum izni verileceğini ve boşanma davalarının altı ayda tamamlanmasının hedeflendiğini açıkladı.

Ekim 26, 2026 - 09:30
 0  0
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Zafer Partisi iktidarında kadınlar savunmasız hissetmeyecek”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Denizli’de partisinin Kadın, Çocuk ve Aile Başkanlığı tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programına katılarak kadın seçmenlere yönelik açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin demografik yapısı, düzensiz göç, ekonomik sorunlar, kadın hakları, aile politikaları ve toplumsal güvenlik konularını değerlendiren Özdağ, partisinin iktidar hedefleri doğrultusunda hazırladığı projeleri anlattı.

Özdağ, Zafer Partisi'nin özellikle genç seçmenler arasında yükselişte olduğunu savunarak, gençlerin siyasi tercihlerinin ailelerini de etkilediğini söyledi.

“Her Beş Gençten Birisi Zafer Partili”

Zafer Partisi'nin genç seçmenler arasındaki desteğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları kaydetti:

“Zafer Partisi, Türkiye'nin her yerinde gençliğin verdiği büyük dinamizm ve destekle ciddi bir yükselme içerisinde. Eskiden sadece gençler durdurup fotoğraf çektirirlerdi, partiyi kurduğumuz zaman. Şimdi anneler, babalar, dedeler ve nineler de durdurup torunları ve çocukları için fotoğraf istiyorlar.”

İstanbul Bağdat Caddesi'nde Genel Başkan Yardımcısı Zekeriya Mete ile yürürken karşılaştığı bir aileyle arasında geçen konuşmayı aktaran Özdağ, çocukların siyasi tercihlerinin ebeveynlerden farklılaşabildiğini belirtti.

Özdağ, aileye yaptığı değerlendirmeyi şöyle anlattı:

“Çocuklarınız filtre koymadan doğrudan gerçeği görüyorlar. Siz ise daha filtreli ve ön yargılı bakıyorsunuz. Onun için çocuklarınız gerçeği sizden daha önce görüyor ve ona göre davranıyorlar.”

Partisinin genç seçmenler arasındaki oy oranına ilişkin rakamlar da paylaşan Özdağ, 18-24 yaş grubunda yüzde 20 destekle birinci parti olduklarını, 25-34 yaş grubundaki desteklerinin ise kendi tahminlerine göre yüzde 10-12 bandında bulunduğunu ileri sürdü.

“Kadın Seçmenlere Mesajlarımızı Yeterince Ulaştıramıyoruz”

Zafer Partisi seçmenleri arasında kadınların oranının yüzde 26 olduğunu belirten Özdağ, bu durumu partisinin eksikliklerinden biri olarak değerlendirdi.

Özdağ, “Söylediklerimiz aslında erkek seçmenden önce kadın seçmeni doğrudan ilgilendirmesine rağmen bu mesajları demek ki yeterince etkili kadın seçmene ulaştıramıyoruz ki istediğimiz ve almamız gereken desteği henüz kadın seçmenden alabilmiş değiliz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki göç hareketlerinin kadınların toplumsal yaşamını etkilediğini savunan Özdağ, Cumhuriyet reformlarının kadın hakları açısından önemine dikkat çekti.

“Türkiye Orta Doğululaşıyor. Büyük bir göçle. Sadece bir nüfus gelmiyor arkadaşlar. Aynı zamanda Orta Doğu'nun gelenek ve görenekleri de geliyor. Bu Cumhuriyet devrimi aynı zamanda bir kadın devrimi demektir ve kadınların kazanımı demektir. Türkiye'nin Orta Doğululaşması demek, kadınların Cumhuriyet'le elde ettikleri kazanımları farkına bile varmadan tek tek kaybetmesi demek.”

Gaziantep'ten Denizli'ye, Manisa'dan İzmir'e kadar çeşitli şehirleri örnek gösteren Özdağ, göçün Türkiye'nin toplumsal ve kültürel yapısını değiştirdiği görüşünü dile getirdi.

Özdağ, “Biz Orta Doğu'yla Avrupa arasında bir köprüyken Orta Doğu'nun parçası haline geliyoruz. Ve bundan doğrudan olumsuz etkilenenlerin başında kadınlar geliyor.” dedi.

“Türkiye Kadınlar İçin Daha Güvensiz Bir Yer Haline Geliyor”

Kadınların ve kız çocuklarının güvenliğine ilişkin kaygıların arttığını savunan Özdağ, Gaziantep'te yaşayan bir doktorun ailesiyle birlikte Bodrum'a taşınma kararını örnek gösterdi.

Özdağ, söz konusu doktorun kendisine, “Bir gün hastaneden çıktım, üç ışık geçtim. O üç ışığın başında toplanan Suriyelileri görünce kız çocuklarımı Gaziantep'te yetiştiremeyeceğimi anladım. Ailemi topladım, Bodrum'a yerleştim.” dediğini aktardı.

Bir gazetecinin yurt dışında eğitim gören kızının güvenliği konusunda endişe duymadığını ancak İstanbul'a döndükten sonra sık sık telefonla aradığını söylediğini de anlatan Özdağ, “Şimdi böyle güvensiz bir ülkede yaşamaya başladık.” ifadesini kullandı.

Özdağ, Türkiye'deki güvenlik sorunlarıyla düzensiz göç arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürdü. Bu değerlendirmelerini destekleyen bağımsız bir araştırma paylaşmadı.

“Göç Eğitim Kalitesini, Kiraları ve Gıda Fiyatlarını Etkiliyor”

Göç politikalarının eğitim ve ekonomi üzerindeki etkilerini de değerlendiren Özdağ, yabancı öğrencilerin yoğun bulunduğu okullarda dil farklılıklarının eğitim sürecini zorlaştırdığını savundu.

Özdağ, “Okullarda dili çok iyi bilmedikleri için aynı sınıfta Türk öğrencilerle ne yapıyor öğretmenler? Dersin seviyesini düşürmeye çalışıyorlar. Ve düşürüyorlar. Böylece sizin çocuklarınız daha kötü bir eğitim almaya zorlanıyor.” dedi.

Türkiye'deki yabancı nüfusun kamu harcamalarını ve konut talebini artırdığını ileri süren Özdağ, yıllık 13 milyar dolarlık harcama yapıldığını iddia etti.

Gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde ise şunları söyledi:

“Gıda enflasyonunda dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında olmamızın bir nedeni de fazladan bu ülkede 13 milyon insanın beslenmesi değil mi? 13 milyon fazla yumurta, 13 milyon fazla ekmek her gün tüketmek zorunda olmamız değil mi?”

Özdağ, 13 milyon kişilik nüfus üzerinden yaptığı hesaplamayla yaklaşık 2,1 milyon konutluk talep oluştuğunu öne sürerek, göçmenlerin ülkelerine dönmesi halinde kiraların düşeceğini savundu.

“Uyuşturucu ve Sanal Kumar İçin Tertemiz Türkiye Projesi”

Uyuşturucu kullanımı ve sanal kumar bağımlılığını Türkiye'nin önemli toplumsal sorunları arasında gösteren Özdağ, partisinin “Tertemiz Türkiye Projesi” kapsamında hazırladığı mücadele politikalarını anlattı.

Türkiye'de 4 milyon uyuşturucu kullanıcısı ve 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu ileri süren Özdağ, bu sorunlara karşı kapsamlı bir program geliştirdiklerini söyledi.

Özdağ, “Biz şimdi uyuşturucuyla mücadelede de zorla tedavi diyoruz. Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi. Toplumdan ayrılacaklar, üretim içerisinde uyuşturucudan, kumardan arınana kadar devlet kontrolü içinde olacaklar.” ifadelerini kullandı.

Bağımlılıkla mücadelede ailelerin desteğinin önemine işaret eden Özdağ, kadın teşkilatlarına seslenerek hazırladıkları politikaların özellikle çocukları bağımlılıkla mücadele eden anne ve babalara anlatılması gerektiğini vurguladı.

“Sığınmacıları Geri Göndereceğiz”

Zafer Partisi'nin göç politikalarına ilişkin yaklaşımının diğer siyasi partilerden farklı olduğunu savunan Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçmiş dönemdeki açıklamalarını eleştirdi.

Özdağ, “Biz kurulduğumuzda ve sığınmacıları geri yollayacağız dediğimizde Cumhuriyet Halk Partisi şöyle söylüyordu 2021'de: 'Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kuracağız, hepsine vatandaşlık vereceğiz.' Biz kurulduktan bir buçuk sene sonra Zafer Partisi'nin baskısı altında gönüllü olarak yollayacağız dediler.” şeklinde konuştu.

Gönüllü geri dönüş politikasının yeterli olmadığını savunan Özdağ, “Mesele, gerekirse zorla yollayabilecek misin? Bunu söyleyebilen Zafer Partisi dışında hiç kimse olmadı.” dedi.

Türkiye'deki Suriyelilerin kalıcı olarak yerleştirilmesine yönelik açıklamaları da eleştiren Özdağ, 2,3 milyon Suriyelinin Türkiye'de kalması halinde bunun seçmen yapısını etkileyebileceğini öne sürdü.

Özdağ, “Bir buçuk milyon seçmen ise yüzde 2,5 oy demek. Ana muhalefet partisi ağzını açmadı. Diğer partiler de ağzını açmadı. Bir tek biz anlattık bunu.” ifadelerini kullandı.

“Halk Açlıkla Boğuşurken Türkiye'nin Zenginliklerini Soyuyorlar”

Ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerinde üretimden uzaklaşıldığını, tarım ve hayvancılığın gerilediğini, sanayinin yeterince desteklenmediğini savunan Özdağ, rant ekonomisi yerine planlı kalkınma modelini önerdi.

Özdağ, hedefledikleri ekonomik modeli şu sözlerle anlattı:

“Tekrar köylerin canlandığı, tarım ve hayvancılığın devlet destekli olarak güçlendiği, sadece Türkiye'yi değil, bütün bir bölgeyi besleyecek noktaya geldiği, AVM'ler ve rezidanslar değil, fabrikalar ve organize sanayi bölgelerinin inşa edildiği, Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğu, ihalelerin sadece beşli çeteye değil, bütün iş dünyasına açıldığı bir ekonomik modele, sürdürülebilir kalkınma modeline geçişten bahsediyorum.”

Türkiye'de esnafın uzun süredir ekonomik zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Özdağ, ocak ayından itibaren yaptığı esnaf ziyaretlerinde işlerinin iyi olduğunu söyleyen yalnızca bir işletmeciyle karşılaştığını aktardı.

İstanbul Eyüpsultan'da bir parfümeri mağazasında yaşadığı konuşmayı anlatan Özdağ, mağazada 68 bin liraya satılan parfüm bulunduğunu söyledi.

Özdağ, yüksek fiyatlı ürünlerin alıcıları üzerinden gelir dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Kim bu parfüm banyosunu yapıyor? Öğrendik kimin yaptığını. İşte bu, fonları vuranlar yapıyorlar. Türk milletini soyanlar yapıyorlar. Yurt dışına paraları kaçıranlar yapıyorlar. Halk açlıkla boğuşurken bunlar ise Türkiye'nin zenginliklerini soyuyorlar. İşte buna bir dur dememiz gerekiyor. Bunu da Zafer Partisi yapar.”

“Esnaf Bakanlığı Kuracağız, Tarımı ve Sanayiyi Güçlendireceğiz”

Zafer Partisi'nin ekonomik programında üretim, istihdam ve esnafın desteklenmesinin öncelikli olduğunu açıklayan Özdağ, iktidara gelmeleri halinde Esnaf Bakanlığı kuracaklarını söyledi.

Özdağ, “Ekonomik üretimi tarımda da sanayide de biz kaldırırız ve esnafın da arkasında kuracağımız Esnaf Bakanlığı ile biz doğru bir şekilde yer alırız.” dedi.

Türkiye'de bağımlılık sorunları ve istihdam dışında kalan genç nüfus nedeniyle iş gücü potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini savunan Özdağ, eğitim sisteminin de yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti.

“Bugün çalışanla emekli sayısı birbirine neredeyse yaklaştı. Bizim daha fazla çalışan insana ihtiyacımız var. Daha kaliteli ve çağın gerçeklerine cevap veren bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Bunları yapacağız.”

“Annelere İki Yıl Doğum İzni Vereceğiz”

Kadınların çalışma hayatı ve aile yaşamına ilişkin vaatlerini açıklayan Özdağ, Türkiye'deki doğurganlık oranının düşmesine dikkat çekti.

Özdağ, “Türk kadınlarında doğurma oranı 1,4'e düştü. Artış ancak 2,1 ile oluyor. Azalıyoruz, azalıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi iktidarında annelere iki yıllık doğum izni verilmesini hedeflediklerini belirten Özdağ, yeni sistemin ayrıntılarını şöyle açıkladı:

“Altı ay değil, iki sene; birinci sene tam maaşlı, ikinci sene yüzde yetmiş maaşlı anne olanlara izin vereceğiz. Birinci seneyi, ilk altı ayı işveren, geri kalan bölümü devlet karşılayacak. Yani anne, çocuk iki yaşına geldiği zaman dönecek işe.”

Özdağ, iki yıllık izin uygulamasından yararlanmak istemeyen özel sektör çalışanı anneler için alternatif bir model de hazırladıklarını söyledi.

“Bazı anneler, özel sektörde çalışan, 'Ben bunu tercih etmiyorum.' derlerse çocuk başına emeklilikte bir yıl erken emeklilik hakkı vereceğiz. Ve birisi derse ki, 'Ya ben on sene erken emekli olmak istiyorum.' Hiç itirazımız yok. Evet. Şart belli. Bir çocuk, bir sene erken emeklilik.”

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Caydırıcı Önlemleri Artıracağız”

Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi partisinin öncelikli politikaları arasında gösteren Özdağ, hem hukuki hem de sosyolojik tedbirler alacaklarını açıkladı.

Zafer Partisi Genel Merkezi'nin bahçesine daha önce kadına yönelik şiddete karşı bir anıt yaptırdıklarını hatırlatan Özdağ, bunun yerine yeni bir heykel hazırlanacağını belirtti.

Özdağ, Suzan Hanım ve çalışma ekibinin yeni proje üzerinde çalıştığını söyleyerek, “Önümüzdeki aylarda hemen kapının girişinde çok çarpıcı, çok etkili ve kadına şiddeti protesto eden bir heykel olacak. Bu heykel aynı zamanda bir protesto alanı da olacak.” dedi.

Kadına yönelik şiddetin yalnızca sembolik çalışmalarla önlenemeyeceğini vurgulayan Özdağ, “İktidarda olduğumuz zaman yapacağımız şeyler kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik sağlam hukuki ve sosyolojik adımlar olacak.” ifadelerini kullandı.

“Boşanma Davalarını Altı Ayda Tamamlamayı Hedefliyoruz”

Boşanma davalarının uzun sürmesinin taraflar arasındaki gerilimi artırabildiğini belirten Özdağ, yargılama sürelerinin kısaltılmasına yönelik düzenlemeler yapacaklarını açıkladı.

Denizli'deki programda avukat olan il başkanına boşanma davalarının süresini soran Özdağ, davaların ortalama bir yıl sürdüğüne ilişkin yanıtın ardından partisinin hedefini paylaştı.

Özdağ, “Arkadaşlar, biz bunu altı aya düşürmeyi hedefliyoruz. Çünkü süre uzadığı zaman şiddet potansiyeli artıyor.” dedi.

Kadına yönelik şiddette mevcut caydırıcı tedbirleri yetersiz bulduğunu belirten Özdağ, “Caydırıcı önlemleri de artıracağız. Ve kadınlar kendilerini savunmasız hissetmeyecekler.” ifadelerini kullandı.

“Bütün Karakollarda Aile İçi Şiddet Birimi Olmalı”

Şiddete tanık olan kişilerin müdahale ederken karşılaşabilecekleri hukuki sorunlara da değinen Özdağ, üçüncü kişilerin ve kolluk kuvvetlerinin müdahalesini kolaylaştıracak düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Özdağ, sokakta bir kadının şiddete uğradığını gören kişilerin hukuki sonuçlardan çekinebileceğini belirterek, “Ya müdahale ederim, adamın başına bir şey gelir. Sonra ben hapse girerim. Arkadaşlar, bu oluyor ne yazık ki. Onun için bunun da hukuki düzenlemesinin sağlam bir temelde gerçekleşmesi gerekiyor.” dedi.

Karakollarda aile içi şiddet konusunda uzmanlaşmış birimlerin yaygınlaştırılmasını öneren Özdağ, bu birimlerde görev yapacak polislerin psikolojik eğitim alması gerektiğini vurguladı.

“Polis bile müdahale etmekten çekiniyor, kaçınıyor. Bütün karakollarda, bazı karakollarda var ama hepsinde yok, aile içi şiddet birimi; ama psikolojik eğitim almış polislerin yönettiği ve çalıştığı birim olmalı.”

“Politikalarımızı Sokakta, Komşularımıza ve Akrabalarımıza Anlatmalıyız”

Konuşmasının son bölümünde Zafer Partisi teşkilatlarına ve kadın üyelerine seslenen Özdağ, partinin politikalarının daha geniş seçmen kitlelerine ulaştırılması gerektiğini belirtti.

Medya ve finansal imkânlar bakımından sınırlı olanaklara sahip olduklarını söyleyen Özdağ, sosyal medya kullanımının ve doğrudan seçmen iletişiminin önemine dikkat çekti.

Özdağ, “Eksiğimiz var, televizyonumuz yok. Bizi destekleyen gazete yok. Paramız yok. Tamam, bunların hepsi doğru. Ama gerekirse adım adım dolaşıp sosyal medyayı hepimiz daha iyi kullanıp anlatmak zorundayız arkadaşlar.” ifadelerini kullandı.

Kadınların ve gençlerin siyasi çalışmalarda daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bunları birbirimize anlatmaktan çok, artık sokakta komşularımıza, akrabalarımıza, çevremize anlatmanın zamanı geldi. Ve sayımızı çok daha fazla artırmak zorundayız eğer Türkiye'nin içine sürüklendiği bu felaket sürecini durdurmak, engellemek istiyor ve Atatürk'ün kurmuş olduğu Cumhuriyet'i nasıl biz anne ve babalarımızdan devraldık, çocuklarımıza ve torunlarımıza devretmek istiyorsak.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0